“Suc ve Ceza” galiba ünlü bir yazarın,ünlü bir eserinin adıdır.Ama ben,suç ve ceza derken, bu eserden bahsetmek istemiyorum.
Benim behsetmek istediğim, her suç işleyenin , KİM OLURSA OLSUN, evet KİM OLURSA OLSUN işlediği suç nisbetinde ceza görmesidir.
Hiçbir suç cezasız kalmamalıdır.
Ama bazan, namuslu bir vatandaşın, istemiyerek, yanlışlıkla işlediği; işlediği suçtan dolayı da pişmanlık duyduğu, vicdan azabı çektiği suçlar vardır ki affedilebilirler.Çünkü suç işlemek beşeri, affetmek ise ilahi bir şeydir.
Fakat milli menfaatlere zarar verme; düşmana yardım etme, vatana ihanet etme,milli birliği bozucu faaliyeletlerde bulunma ;milletin malına, parasına el atma;yetkilerini kötüye kullanma;vatandaşa zulmetme;cemiyet ahlak, anlayış ve inançlarına aykırı hareketlerde bulunma gibi suçların affı asla caiz değildir,olmamalıdır.
Bu gibi suçları işleyenlerin, en hafif cezası,hapishane köşelerinde ,cezasını çekmek olmalıdır.
Bu gibi suçları işleyenlerin en hafif cezası hapishane köşelerinde,çürümek olmalıdır.
Şunu hatırdan çıkarmayalım ki; cezasız kalan suçlar,yeni suçlar işlenmesine sebep olur ve o zamanda , cemiyetin,iyi insanların, namuslu vatandaşların huzuru bozulur,rahatı bozulur, morali bozulur,vatandaşlar arasında ki ahenk bozulur,iyi ilişkiler bozulur…..Hasılı her şey bozulur.
Vatandaşların huzurunun,rahatının, moralinin bozulması,vatandaşlar arasındaki iyi münasebetlerin bozulması,ahengin bozulması ise o cemiyet için felaket habercisidir.
Böyle bir durumun ortaya çıkmaması için;idari sorumluluk taşıyanların çok dikkatli, çok titiz davranması gerekir.
Zaten bunu teminden aciz kalan idareciler, o mevkie layık olmadıklarını göstermiş olurlar!
Bir suçun işlenmesine göz yummanın,bir suçu ört-bas etmeye çalışmanın da;suçların en kötüsü olduğunu unutmamak gerekir.
Şunu da unutmamak gerekir ki ; suçlunun yakasına yapışıp,ona layık olduğu cezayı vermek ne kadar önemli ise; haksızlığa uğrayan vatandaşların derdini dinlemek ve hak sahibine hakkını teslim etmek de o kadar önemlidir.
Haksızlığa uğrayan vatandaşın derdini dinlemiyerek,onu kapı dışarı etmek, aldırmamak, ilgilenmemek,boş vermek;idarecilik vasfına layık gerçek bir vatanperverin asla yapmaması gereken bir hareketdir.
Haksızlıkların.adaletsizliklerin hüküm sürdüğü bir ülkede; ancak ve yalnız anarşi bulunur!
Anarşi ise bir milli felaket olur.
NOT: Bu yazı, 22/5/1968 günü yazılmış ,ama hiçbir gazeteye gönderilmemiştir.